•  
Anket
1) Fenerbahçe Futbol Takımı'nın bu sezon şampiyonluk olasılığı sizce nedir ?
Anket Sonuçları

Bedri Baykam

Derbideki Fenerbahçe'nin Röntgeni

25 Ekim 2017 Çarşamba 16:06

İŞTE BEKLEDİĞİMİZ BUYDU!

Aylardır beklediğimiz buydu. Konu Beşiktaş’ı yenmiş olmak değil. Biliyoruz ki, en kötü yıllarımızda bile derbi üstünlüğümüz tartışılmaz. Konu, her zerresi adrenalin patlaması dolu bir maç yaşamaktı. Konu, skor golsüzken bile, hiç kimseyi uyutmayan bir maç oynamak ve seyrettirmekti. Konu maça asılan, asılmanın ötesinde oyunun her dakikasını ölüm kalım karşılaşması gibi gören futbolcuları gözlerimiz açılarak izleyebilmekti. Hepsini gördük, kalbimiz attı, heyecanımız tavan yaptı... Stad tıklım tıklım doluydu, Fenerbahçe dinamit gibiydi.

 

OYUNCULARIMIZIN PERFORMANSLARI

Janssen, seyirciyi bir viking okuyla hem kalbinden, hem beyninden vurdu. Sahada liderdi. Rakibe Fenerbahçe ceza sahasında basıyor, meslektaşı santrforlardan top çalıyor, ardından orta sahada takıma direktifler yağdırarak akına çıkıyordu. Attığı penaltıda kararlı ve korkusuz bir adamın rahatlığı vardı.

 

Giuliano’nun da attığı penaltı için aynı şeyleri söyleyebiliriz. O da korkunç arzuluydu. Çok daha iyi olabilir, olacak. Adam haklı. Onu Alex’le kıyaslamayalım. Çünkü zaten hiç kimse Alex olamaz, kıyaslamak için Zidane veya Figo’ya geri gitmeniz lazım. Biz Giuliano’dan takıma sahip çıkan bir 10 numara olmasını istiyoruz, orta sahayı harmanlayan, forvet arkasını dolduran, içeri geri çalışan. Onu Alex’in istatistikleriyle boğma hakkımız yok. Bu insanlık dışı bir suç olur!

 

Josef, Fenerbahçe taraftarının sevgisini, bu sezon son maçlarda baştan kazandı. Bu nasıl körüklü bir ciğer? Bu nasıl bir mücadele gücü ve inat? Ben ki Josef’e burun kıvırıyordum, şimdi iyi ki İngiltere’ye satılmamış diyorum. Eminim o da Fenerbahçe’ye “geri” geldikten sonra kafasında bazı şeyleri değiştirdi. Josef, Johnson gibi bir cengaver oldu. Üstelik gole de çok yakın oynayan gizli bir joker olarak..

 

Valbuena? Valbuena! Valbuenaaaaaaaaa!!!!!!!! Adam geldi başımıza sanki 40 yıllık Fenerli oldu, o hızla bizi tribünlerden de atacak! Elinden gelse tribün amigoluğunu da yapar! Adam Fransız cıvası, sinir küpü, sorumluluk almada sanki lisede tüm sınıfların ortak başkanı! Duran top, hareket eden top, ya da top bizde, top rakipte, fark etmez! Valbuena asla mağlubiyeti kabul etmeyen bir ruh, bir beyin, bir çift otomatik bacak... Adam her topa ve geçen her dakikaya büyük bir kıskançlıkla bakıyor! Kaybedilen puanlardan sonra evinde üç saat gizlice ağlayacağı izlenimini veriyor.

 

Ve diğerleri: Isla, Beşiktaş maçında, önceki maçlarda verdiği intibaının çok ötesine geçti. Nihayet umut verdi. Umarız yanılmayız. Kameni çok güzel bir kaç top çıkardı; ben olsam derbide yine de Volkan’ı oynatırdım. Ozan’a yazık oldu: İki kere golün köşesinden döndü. Attığı vole fileleri bulsa, en azından günün efsanesi olurdu. Diğer top ise, keşke dizine çarpıp girseydi. Ama sürekli futbol oynayan biri olarak sizi temin ederim ki, o pozisyon kaçar, sandığınız gibi kolay bir top değil! Tıngır mıngır girebilirdi ama o sert orta yanlış noktaya gitti, kısmetsizlik...

 

Neto şanssızdı. Kırmızı kartı aldığı pozisyonda faule gerek yoktu. %100 bir gol pozisyonu yoktu, yanında takım arkadaşı vardı. O süratte top süren bir forvet karşısında, formda bir Kameni vardı, biraz fevri hareket etti. Neustadter, Ekici ve Hasan Ali, iyi oynadılar. Belki en iyi günlerinde değildiler ama onlar da olumlu oynadılar. Neustadter, nedense ister sahada, ister kulübede bana çok güven veriyor. Yarı oyuna giren Alper iyi bir maç çıkardı, Valbuena’nın yerini iyi doldurdu.

 

HIZLI KONSANTRASYON KAYBI

Fenerbahçe’nin maçtaki en büyük zaafı, ne zaman maçta Fenerbahçe’ye ciddi bir kazanç sağlansa, onu takip eden birkaç dakika içinde oyuncularda büyük bir konsantrasyon kaybı ve gevşeme olmasıydı. Sonuçta, skor 1-0 iken, Quaresma atıldıktan iki dakika sonra Neto da atıldı.

86. dakikada Janssen 2. golü attıktan 1 dakika sonra Atiba da 2. sarıdan atıldı. Tam işler harika gidiyor derken bir dakika geçmeden, Fener gol yedi. Hemen ardından bu sefer gereksiz bir pozisyonda İsmail atıldı. Uzun lafın kısası sarı lacivertliler, her güzel haberin üstünden bir dakika geçmeden ya sahadan atıldılar, ya da gol yediler. Bu tabii ki tesadüf olamaz: tamamen ciddiyet kaybı ve kendini maç yerine, maç sonrası kutlamalara kilitlemek! İşte bu noktada Kocaman’ın büyük bir kulak çekmesi lazım! Hem de tüm takımdan söz ediyorum.

 

Fenerbahçe, çok daha iyi günler görebilir. Ama bunun için bazı şartlar lazım. Mesela yavaş yavaş yerleşecek bir “ilk 15”, hızla birbirine alışmalı, birbirinin oyununu okur hale gelebilmeli. Şu andaki oyunumuzda, birbirini daha iyi tanısa, çok daha fazla gol atacak bir takımın doğum sancıları var. Örneğin nasıl Oğuz-Aykut-B. Şenol veya Rapaic-Revivo-Yusuf veya Hooijdonk-Alex-Nobre gibi oyuncular, birbirlerini ezberleyerek bilye dizer gibi gol atar hale geldiyseler, şimdi de, Giuliano- Janssen- Valbuena’nın birbirlerinin oyununu ezbere tahmin edebilecekleri bir yeni günün özlemi içindeyim!

 

Bütün bu söylediklerimden sakın, FB’li bu oyuncuları çok sevdiğimi sanmayın. Biliyorsunuz ben artık kararımı aldım. Hiçbir futbolcumuzu, hiçbir teknik heyetimizi sevmeyeceğim ve kişisel bir beyin ilişkisi kurmayacağım. Biliyorsunuz ki Fenerbahçe’de hangi oyuncuya sembolümüz, çok sevdiğimiz kardeşimiz diye baksak, üç vakte kadar birden gönderiliyor.

O yüzden ben artık bu oyuncularımıza kaliteli robot olarak bakıyorum!

 

DERBİNİN BEŞİKTAŞ CEPHESİ

Beşiktaş’ın büyük yıldızları, Fenerbahçe defansının kademe anlayışı içinde yok olup gittiler. Bu kadarını ben de beklemiyordum ama bildiğiniz gibi, bu ne ilk, ne son! Beşiktaş, kendi sahasında bile bunu hep yaşıyor! Fenerbahçe karşısında, alıştıkları ve kendilerini havaya sokup çok istedikleri performansı bir türlü gösteremeyen siyah-beyazlılar, sinirlendikçe sinirlendiler. Başta Quaresma ve Oğuzhan olmak üzere, maçın gerilimini arttırıp bir kabus filmine çeviren misafir takım, bunun en büyük bedelini de yine kendi ödedi. Beşiktaş’ın artık kendi kendisiyle bir muhasebeye girip, Fenerbahçe maçlarından önce içine düştükleri büyük beklenti tuzaklarından kurtulmaları lazım! Şenol Güneş’in ise Fener maçlarında adeta kendini kaybedercesine içine düştüğü sinir krizleri, artık kabak tadı verdi. Gerçekten milli takım hocalığı yapmış bir insana, bu kadarı yakışmıyor!

 

Evet, maçta Beşiktaş’ın bir golü, bir penaltısı verilmedi. İyi de Fenerbahçe’nin de bir penaltısı verilmedi, ayrıca Beşiktaş’ın hak ettiği en az bir kırmızı daha vardı. Beşiktaşlıların maçtan sonra çıkardıkları olaylara bakarsak, bunları  görenler, ilk defa bir maçta böyle hatalar yapıldı zannedebilirdi! Beni şaşırtan şu: BJK hakem hatasıyla kazanınca "olur böyle şeyler" deniyor, kaybedince 3. Dünya Harbi patlıyor! Bu inandırıcı bir tavır değil!

Yazarın diğer yazıları

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ